Bayburt Üniversitesi İlk Fahri Doktorayı Prof. Dr. Koçan’a Verdi

Bayburt Üniversitesi Senatosu aldığı kararla ilk fahri doktora unvanını, Baksı Müzesi kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’a düzenlenen törenle verdi.

Senato Kararıyla İlk Fahri Doktora Unvanı…

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Ülkemizin yükseköğretim hayatına akademisyen ve yönetici olarak sıra dışı hizmetlerde bulunmuş. Yapmış olduğu kültür ve sanat çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası alanda kendisine seçkin bir yer edinmiş, kurmuş olduğu Baksı Müzesi ile başta Avrupa Parlamenterler Meclisi tarafından verilen 2014 Avrupa Konseyi Müze Ödülü olmak üzere pek çok ödüle layık görülmüş, Baksı Müzesi’yle evrensel değerleri yerel kültür ve kimliğin buluşabilmesine imkân sağlayarak özgün ve ilham verici bir model ortaya koymuş, Bayburt’un ulusal ve uluslar arası düzeyde tanıtımına çok büyük katkılar sağlamış olan Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın yönetim ve organizasyon dalında fahri doktora unvanı verilmesine, Bayburt Üniversitesi Senatosu oy birliğiyle karar vermiştir” denildi.

Bayburt Üniversitesi Prof. Dr. Gökhan Budak Konferans Salonu’nda yapılan törene Valimiz Mükerrem Ünlüer, Belediye Başkanımız Mete Memiş, Bayburt Cumhuriyet Başsavcısı Erkan Kalkan, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, Baksı Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan ve eşi Oya Koçan, İl Genel Meclisi Başkanı Yusuf Elçi, Ak Parti İl Başkanı Hakan Kobal,  akademisyenler, siyasi parti yöneticileri,  kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, 2014 Avrupa Konseyi Sanat Ödülünü alan Baksı Müzesi’nin kuruluş öyküsünü ve Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın hayat hikâyesini konu alan video sunumlar yapıldı.

“Üniversitemiz Bir Kadirşinaslık Örneği Gösterdi”

Törende ilk konuşmayı yapan Belediye Başkanımız Mete Memiş, "Bugün burada bir kadirşinaslık örneği gösteren Bayburt Üniversitesi Senatosu’nun almış olduğu kıymetli hemşehrimiz Prof. Dr. Hüsamettin Koçan Bey’e fahri doktorluk unvanının verilmesi sebebiyle toplanmış bulunuyoruz” dedi.

“Kurduğu Müzeyle Şehrimizi Tüm Dünyaya Duyurdu”

Konuşmasında şair Ahmet Kutsi Tecer’in, “Orda bir köy var, uzakta /O köy bizim köyümüzdür / Gezmesek de, tozmasak da / O köy bizim köyümüzdür.” dizelerine yer veren Belediye Başkanımız Memiş, “Ama Hüsamettin hocamız diyor ki; Evet orda bir köy var ama o köyün bizim olması için o köye gitmeliyiz, o köyde gezmeliyiz, o köyde tozmalıyız. Bunları yaparsak o köy ancak bizim köyümüz olur. Öğrendiklerini ve öğrettiklerini doğduğu köye taşıyarak Bayburt’umuzun Baksı köyünde kurduğu müzeyle köyünün ve şehrimizin adını sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada duyuran ve Avrupa Parlamenterler Meclisi’nin kararıyla 2014 Avrupa Konseyi Sanat Ödülünü alan kıymetli hocamıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve bu teşekkürü şehrim ve kendi adıma ederek şükranlarımı arz ediyorum " diye konuştu.

“Bayburt Sanat Adına, Girişimcilik Adına Kendisinden Çok Şey Öğrendi”

“Bu ödülle göğsümüzü kabartan hemşehrimiz ressam, akademisyen hocamızdan şunu istiyoruz; şehrimizde yarının Hüsamettin Koçan’larını yetiştirmesini istiyoruz.” diyen Belediye Başkanımız Memiş, "Bu ödülün alınmasında, o müzenin kurulmasında kendi emekleri kadar onu destekleyen, yanında olan muhterem eşleri Oya Koçan hanımefendiye de teşekkürlerimi sunuyorum. Bayburt sanat adına, girişimcilik adına kendisinden çok şey öğrendi ve öğrenmeye de devam edecek. Onun sayesinde şehrimizin minik elleri, hanım elleri sanatla buluştu. Baksı Müzesi’nde sanat şenlikleri düzenlenmeye başladı. Ümit ediyorum ki, bu gayretleri sonucu kendisi gibi başarılı sanatçılar yetişecektir. Bu katkılarından dolayı da hocamıza tekrar teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

 

“Bayburt’un Kültürel Mirasının Korunması İçin Üniversiteye Sorumluluk Düşüyor”

Her santimetrekaresi tarih ve kültür kokan tarih ve kültür şehri Bayburt’un bu tarihi ve kültürel dokusunun bilinmesi ve korunması için üniversiteye sorumluluk düştüğünü kaydeden Memiş, "Üniversitemizin çok kıymetli rektörünün bu anlamda sorumluluğu olduğu kanaatini taşıyorum. Bayburt’umuzu ve üniversitemizi sıkça bir araya getirmesini istiyorum. Zaten kendileri de bunu yapıyor. Kısa bir süre önce 19’uncu Yüzyıldan Günümüze Bayburt Sempozyumu bu anlamda Bayburt’umuzun tarihi ve kültürel mirasının bizler tarafından bilinmesi hususunda çok başarılı bir çalışma oldu diye düşünüyorum. Yine bu şehrin tanıtılması için emeğini esirgemeyen, çalışmalarıyla her türlü desteği veren şehrimizin kıymetli Valisine çok teşekkür ediyorum "dedi.

“Bayburt’umuza Katkı Sunmak Zorundayız”

Konuşmasında Bayburt’a katkı sunmanın gerekliliğine de değinen Başkanımız Memiş, "Bu güne kadar hep Bayburt’un mirasını yedik. Hep Bayburt’tan beslendik. Bundan sonra bizler de bulunduğumuz konumlar itibariyle, en tepeden en aşağıya, sivil toplum kuruluşları olarak, kamu kurum ve kuruluşları olarak, yönetici olarak, memur olarak Bayburt’umuza katkı sunmak zorundayız diye düşünüyorum. Tarihi milattan önce 3 binli yıllara dayanan Bayburt’umuzun şehirleşmesi ve kentleşmesi noktasında; Bayburt’umuz şehirdir ama kentleşmesi konusunda çok ciddi sorunları var.  Bayburt’umuzun modern bir kent hüviyetine kavuşması için elimizden gelen her türlü fedakârlığı göstermek zorundayız. Bunları yapıyorken sorumlu kişiler olarak bu konuda birbirimizi desteklemek zorundayız. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Hüsamettin hocamıza Bayburt’umuzun tanıtımı için göstermiş olduğu çabadan ve gayretten dolayı teşekkür ediyorum."  şeklinde konuştu

“Siz Baksı’da Önemli Bir Medeniyet İnşa Ettiniz”

Törende bir konuşma yapan Valimiz Mükerrem Ünlüer ise şunları kaydetti:

"Öncelikle Ülkemizi Strazburg’da temsil ederken hocamızın yanında bulundum, çok büyük bir onur yaşadım. O insanlar arasında Bayburt’un, Türkiye’nin reklamının yapılması, övünçlü sözlerin söylenmesinden büyük mutluluk duydum. Sadece Bayburt’umuzu değil ülkemizi de Avrupa’da temsil ederek çok önemli, çok prestijli bir ödül aldığı için hocamızı tebrik ediyorum. 2000’li yıllarda bir hayalin peşinden koşarak yola çıktınız hocam. Acaba o zaman burada yönetici olsaydık sizin bu hayalinize ne derdik diye dün akşam onu uzun uzun düşündüm. Çok zor bir işe girişmişiniz sizi bu başarınızdan dolayı tebrik ediyorum. Böyle bir başarıların arkasında başka bir kahraman ararım. Başka biri olmalı derim. Bu kahraman eşiniz Oya Hanımefendi hocam. O yanınızda olmasa bence bu işi yapamazdınız. O sizi motive etti ve bütün sanatçı dostlarınız da sizi desteklediler. Bayburt’a çok şey kazandırdınız. Yarının Hüsamettin Koçan’ları ve daha iyileri yetişecek inşallah. Biz buna inanıyoruz ve orda yaptığınızla da gurur duyuyoruz. Bu şehir önemli bir şehirdir, 5 bin yıllık bir geçmişi olan şehirdir. İbn-i Haldun medeni ve bedevi toplumları ayırırken büyüklüğe küçüklüğe göre bakmıyor. Öyle bir zaman, öyle bir yer olur ki diyor, ‘çadırlarda yaşayan medeni toplumlar olabilir.’ Asla diyor büyüklüğe bakmayın. Bence Baksı’yı tanımlıyor. Bayraktar’ı tanımlıyor.  Siz orda önemli bir medeniyet inşa ettiniz. Bayburt’un da böyle bir medeni şehir olduğunu gösterdiniz. Tekrar tebrik ediyorum. İnşallah yeni Hüsamettin hocalar yetişir "

"Prof. Koçan, Bayburt İçin ‘Eve Dönen Adam’dır"

Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun ise, yazar Beşir Ayvazoğlu’nun Yahya Kemal’i anlatan ‘Eve Dönen Adam’ isimli kitabına vurgu yaparak, “Prof. Dr. Hüsamettin Koçan da Bayburt için ‘eve dönen Adam’dır.  İçinde büyüdüğü kültürün ona verdiği tohumları, çağdaş bilim ve sanatın kaynaklarıyla besleyerek büyütmüş, ondan aldığı tohumları kendi kültürünü zenginleştirmek için ekmeye geri dönmüştür” dedi.

Konuşmasında Baksı Müzesi'nin kuruluş öyküsüne değinen ve Prof. Koçan'a verilen fahri doktora unvanının bir ilk olduğunu dile getiren Rektör Coşkun, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi :

“Bugün üniversitemiz çok önemli günlerinden birini yaşamaktadır. Toplumu ve dünyayı daha iyiye dönüştürme çabalarıyla hayatın birçok alanına olağanüstü katkılarda bulunmuş değerli bir şahsiyeti, bir bilim ve sanat adamını üniversitemizde ağırlamaktayız. O yapmış olduğu bilimsel, kültürel ve sanatsal çalışmalarla bilim ve sanat çevresinde kendisine saygın bir yer edinmiş ve bu saygınlığı Baksı Müzesi ile taçlandırmıştır. Ancak bu başarıları daha anlamlı kılan şey Bayburt’un sınır köylerinden biri olan Bayraktar Köyü’nden kalkan bir Anadolu çocuğunun elde ettiği başarılar olmasıdır.

Meşhur Berlin duvarı yıkıldı ama bazı kısımları ibreti alem için muhafaza edildi. İnsanlar o Berlin duvarına içlerinden gelen şeyleri yazdılar. O yazılardan birinde şöyle diyor. “Nice küçük yerlerde yaşayan nice küçük insanlar vardır ki, yaptıkları küçük şeylerle dünyanın çevresini değiştirirler.” 1946 yılında Baksı’da doğan hoca daha sonra akademik hayat için gidiyor ve bir cenaze töreni dolayısıyla köyüne tekrar geri dönüyor. Köydeki şeylerin kaybolmaya yüz tuttuğunu fark ediyor. Bu ferdiyetçilik akımı dediğimiz akımın aslında köyleri de sardığını fark ediyor. Konak kültürü yok olmaya yüz tutmuş. Hoca konak kültürünü canlandırma adına bir şeyler yapalım derken, bu yapacağımız yeni konakta kütüphane de olsun diyor. Kütüphane yetmez misafirlerin konaklayacağı yerler de olsun diyor ve nihayet Baksı Müzesi ortaya çıkıyor.

Beşir Ayvazoğlu, Yahya Kemal için yazdığı kitaba “Eve Dönen Adam” ismini koymuştur. Çünkü Yahya Kemal gençlik yıllarında Batı’ya gitmiş, orada yaşadıkları ve aldığı eğitimden sonra yurda dönmüş ve modernite ile gelenek arasında bir köprü kurmuştur. Aynı tanımlamayı hocamız içinde kullanabiliriz. Prof. Dr. Hüsamettin Koçan da Bayburt için ‘eve dönen Adam’dır. İçinde büyüdüğü kültürün ona verdiği tohumları çağdaş bilim ve sanatın kaynaklarıyla besleyerek büyütmüş, ondan aldığı tohumları kendi kültürünü zenginleştirmek için ekmeye geri dönmüştür.

Yavuz Bülent Bakiler ’in Anadolu adlı şiirindeki; 'Ben Anadolu’yum... /Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç.../ Şükrederek, kalktığım sofralarımda/ Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç. / Hastalarım ölüm yataklarında/ Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç. / Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum, / Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...' mısralarındaki Anadolu’nun nankör ve gölge vermeyen evlatlarına inat gölge vermek, emanet aldığını zenginleştirerek iade etmek için Bayburt’a ‘eve dönen Adam’dır Prof. Dr. Hüsamettin Koçan.

Koçan’ın Avrupa Konseyi Müze ödülü alması Bayburt Üniversitesi’nin tanıtımına da önemli katkıda bulunmuştur. Bizler Avrupa’da gerek toplantılarda, gerek fuarlarda Bayburt’u ve üniversiteyi anlatırken iki şeyi anlatmak durumunda kalıyorduk. Hem Bayburt’u hem üniversiteyi. Ama ümit ediyorum ki, bundan sonra biz sadece üniversitemizi anlatmak durumunda kalacağız. Ve insanlar bir şekilde Bayburt’u duymuş olacaklar. Böyle bir değeri üniversitemizde ağırlamaktan büyük onur duyuyoruz. Bu onuru ifade etmek için de Bayburt Üniversitesi senatosu olarak kendilerine fahri unvanı vermeye karar verdik ve bu doktora üniversitemizin ilk doktorasıdır sayın hocam.”

Tören konuşmaların ardından Valimiz Ünlüer, Belediye Başkanımız Memiş, Cumhuriyet Başsavcısı Erkan Kalkan ve Rektör Selçuk Coşkun tarafından Prof. Koçan’a fahri doktora belgesinin verilmesi ile son buldu.